Efsanevi insan fosilinde yeni gelişme
Bilim insanları, bu olağanüstü iskeletin bugüne kadar yerleştirildiği hiçbir türe tam olarak uymadığını söylüyor. Eğer bu değerlendirme güçlenirse, ‘Little Foot’ “tamamen yeni” bir insan akrabası türünü temsil ediyor olabilir.
‘LİTTLE FOOT’ NEDİR?
‘Little Foot’, 1998’de Güney Afrika’daki Sterkfontein Mağaraları’nda keşfedildi. Resmi adı StW 573 olan bu fosil, erken dönem insan akrabaları arasında şimdiye dek bulunan en “bütün” iskeletlerden biri olarak görülüyor. Yani sadece birkaç kemik parçası değil; kafatasından gövdeye, kol ve bacak kemiklerinden ayak yapısına kadar daha geniş bir bütün sunuyor.
Bu bütünlük önemli, çünkü parçalı fosillerde “tür” tartışması çoğu zaman tek bir kemik üzerinden yürür. ‘Little Foot’ ise araştırmacılara aynı bireyin vücut oranları, yürüme biçimi ve genel anatomisi hakkında daha fazla ipucu veriyor. İşte bu yüzden, hangi türe ait olduğu sorusu insan soy ağacının erken dönemini anlamada kilit rol oynuyor.
TARTIŞMA NEREDEN ÇIKTI?
Fosili uzun yıllar boyunca çıkaran ve inceleyen paleoantropolog Ronald Clarke, ‘Little Foot’u 2017’de kamuoyuna tanıttığında onu Australopithecus prometheus olarak adlandırmıştı. Ancak başka araştırmacılar, bunun yerine Australopithecus africanus olmasının daha olası olduğunu savunmuştu. Çünkü A. africanus, Sterkfontein ve çevresindeki başka buluntularla zaten bilinen, “klasik” türlerden biri.
Kısacası ‘Little Foot’un “hangi türe ait olduğu” yıllardır tartışmalıydı. Ama son çalışmanın farkı şu: Bu kez araştırmacılar “Şu türe daha yakın” demek yerine, “İkisine de tam uymuyor” diyerek tartışmayı yeni bir noktaya taşıyor.
YENİ ÇALIŞMA NE DİYOR?
La Trobe Üniversitesi ve Cambridge Üniversitesi’nden araştırmacıların yer aldığı ekip, ‘Little Foot’un iki türle de örtüşmediğini öne sürüyor. İncelemeye göre fosildeki bazı temel özellikler, ne A. prometheus ne de A. africanus için “ayırt edici” kabul edilen kalıba tam oturuyor.
Bu da iki olasılığı gündeme getiriyor: Ya bilim dünyasının kullandığı tür tanımları bu fosili açıklamakta yetersiz kalıyor ya da ‘Little Foot’ gerçekten daha önce tanımlanmamış ayrı bir türü temsil ediyor. Araştırmacılar ikinci ihtimalin daha güçlü olduğunu işaret ediyor.
NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?
Bu tür tartışmalar kulağa “etiket” meselesi gibi gelebilir ama aslında insan evriminin haritasını doğrudan etkiliyor. Çünkü bir fosili yanlış türe koymak, o türün nerede yaşadığı, ne zaman ortaya çıktığı, nasıl yürüdüğü ve çevreye nasıl uyum sağladığı gibi pek çok başlığı da yanlış okumanıza neden olabilir.
‘Little Foot’ gerçekten yeni bir türse, şu anlama gelebilir: Sterkfontein çevresinde aynı dönemde birden fazla insan akrabası türü birlikte yaşamış olabilir. Bu da Güney Afrika’da erken dönem hominin çeşitliliğinin düşündüğümüzden daha yüksek olduğunu gösterir. Üstelik bu çeşitlilik, “tek bir çizgide ilerleyen” basit bir evrim hikâyesi yerine, yan yana yaşayan farklı grupların bulunduğu daha karmaşık bir tabloyu işaret eder.
“İNSAN AKRABASI” DERKEN NE KASTEDİLİYOR?
Buradaki türler doğrudan “insan” değil; insanla ortak ataya sahip, ona giden yolda yer alan erken akrabalar. Australopithecus grubundaki canlıların iki ayak üzerinde yürüyebildiği, ancak modern insan gibi olmadıkları biliniyor. ‘Little Foot’ gibi fosiller, iki ayaklı yürüyüşün nasıl geliştiğini ve vücudun bu düzene nasıl uyum sağladığını anlamak için de çok değerli.
SIRADA NE VAR?
Araştırmacılar şimdi ‘Little Foot’un tam olarak hangi türe ait olduğunu netleştirmeye çalışacak. Bir yandan fosilin detaylı karşılaştırmaları devam ederken, diğer yandan Sterkfontein’de bulunan başka örneklerle ilişkisi yeniden gözden geçirilecek. Hedef, ‘Little Foot’un insan soy ağacında nereye oturduğunu daha sağlam kanıtlarla ortaya koymak.
Sonuç değişirse, ‘Little Foot’ sadece “en iyi korunmuş fosillerden biri” değil, insanın geçmişine dair yeni bir sayfa açan keşif olarak da anılabilir. Çünkü bazen tek bir fosil, yıllardır kabul edilen tabloyu yeniden çizdirmeye yetebiliyor.